Ana içeriğe atla

Asıl İşveren–Alt İşveren Arabuluculukta Yeni Dönem

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile birlikte iş uyuşmazlıklarında arabuluculuk dava şartı haline gelmiş ve işçi–işveren ilişkilerinde yargıya başvurulmadan önce zorunlu bir aşama olarak uygulanmaya başlanmıştır. Ancak asıl işveren–alt işveren ilişkisinin bulunduğu işyerlerinde, özellikle işe iade taleplerinde arabuluculuk süreci uzun yıllar boyunca ciddi sorunlara yol açmıştır. Mevcut düzenleme, her iki işverenin birlikte arabuluculuk görüşmelerine katılmasını ve iradelerinin uyumlu olmasını şart koştuğundan, tarafların aynı anda bir araya gelmesi çoğu zaman mümkün olmamış, süreç uzamış ve anlaşma ihtimali neredeyse ortadan kalkmıştır. Bu durum, özellikle alt işveren işçilerinin hak arama yollarını fiilen daraltmış ve arabuluculuk kurumunun etkinliğini zayıflatmıştır.

Anayasa Mahkemesi’nin 2025 yılında verdiği iptal kararıyla bu zorunluluk ortadan kaldırılmış ve işe iade talepli arabuluculuk başvurularında yeni bir dönem başlamıştır. Kararda, arabuluculuğun özünde tarafların serbest iradeleriyle uyuşmazlığı çözme mekanizması olduğu, zorunlu katılım şartının ölçülülük ilkesine aykırı olduğu ve işçinin hak arama özgürlüğünü zayıflattığı vurgulanmıştır. Ayrıca, işe iade taleplerinde iş ilişkisinin doğrudan muhatabının çoğu zaman alt işveren olduğu, bu nedenle asıl işverenin her durumda sürece dahil edilmesinin gerekli olmadığı belirtilmiştir.


Bu değişiklikle birlikte arabuluculuk süreci daha esnek ve uygulanabilir hale gelmiş, taraflardan yalnızca birinin süreci yürütmesi yeterli görülmüştür. İşveren iradelerinin uyumlu olması şartı kaldırılarak, anlaşma ihtimalinin önündeki en büyük engellerden biri ortadan kaldırılmıştır. Böylece işçilerin yargıya erişimi kolaylaşmış, hak arama özgürlüğü güçlenmiş ve arabuluculuk kurumu iş uyuşmazlıklarının çözümünde daha etkin bir araç haline gelmiştir. Bu yeni yaklaşım, işçi–işveren ilişkilerinde dengeyi gözeten ve uyuşmazlıkların daha hızlı çözümlenmesini sağlayan önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yargıtay Kararlarında Uzaktan Çalışma ve Fazla Mesai Taleplerinin İspatı

Yargıtay kararlarında uzaktan çalışma kavramı doğrudan ele alınmasa da, özellikle saha çalışması yapan satış temsilcileri ve ilaç mümessilleri gibi işini işyeri dışında sürdüren çalışanlar üzerinden önemli değerlendirmeler yapılmıştır. Yargıtay'ın yaklaşımı, bir iş ilişkisinin varlığını işçinin iş görme borcunu ifa etmesi ve işverenin denetim imkanına bağlamaktadır. Bu bağlamda, uzaktan çalışan işçilerin kendi çalışma sürelerini belirledikleri hallerde fazla mesai taleplerinin kabul edilmediği görülmektedir. Zira Yargıtay, bu tür davalarda yalnızca tanık beyanlarını yeterli görmeyip, e-posta yazışmaları, bilgisayar kayıtları ve raporlar gibi somut delillerin aranması gerektiğini vurgulamıştır. Nitekim Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 2015/34907 E., 2018/15287 K. sayılı kararında, home office çalışan bir pazarlama elemanının fazla mesai ücreti talebi, işçinin işveren denetimi dışında çalıştığı ve mesai saatlerini kendisinin belirlediği gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu yaklaşım, uzakta...

Dünyada Asgari Ücretin Anatomisi: Kimin Kararı, Kimin Hakkı?

Dünyada asgari ücretin tespiti, ülkelerin ekonomik yapıları, sendikal gelenekleri ve sosyal diyalog düzeylerine göre farklılık göstermektedir. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre, 186 üye ülkenin yaklaşık yüzde 90’ında yasal veya toplu iş sözleşmeleri aracılığıyla uygulanan bir asgari ücret sistemi bulunmaktadır. Geriye kalan yüzde 10’luk kesimde ise asgari ücret sistemi bulunmamaktadır. Bu farklılık, ülkelerin sosyal devlet anlayışları, işgücü piyasası dinamikleri ve sendikal güçleriyle doğrudan ilişkilidir. Asgari ücret belirleme yöntemleri genel olarak üç temel model üzerinden şekillenmektedir. İlk yöntem, asgari ücretin doğrudan hükümet tarafından belirlenmesidir. Bu yöntemde hükümet, ekonomik göstergeleri ve sosyal dengeleri dikkate alarak tek taraflı bir karar alır. ABD, Brezilya, Hollanda, Lüksemburg, Malta, İspanya, Yeni Zelanda ve Yunanistan gibi ülkelerde bu sistem uygulanmaktadır. Hükümetin belirleyici olduğu bu modelde siyasi irade ön plandadır ve karar süre...

Kıdem Tazminatı Nedir? Kimler Yararlanabilir? (Soru–Cevap Rehberi)

Kıdem tazminatı nedir? Kıdem tazminatı, bir işçinin aynı işverene bağlı olarak belirli bir süre çalışmasının ardından iş sözleşmesinin sona ermesi durumunda; işyerine yaptığı katkılar, çalışma süresince yaşadığı yıpranma ve yeni iş bulma sürecinde karşılaşabileceği zorluklar dikkate alınarak işveren tarafından ödenen toplu paradır. Her işten ayrılan kıdem tazminatı alabilir mi? Hayır. Kıdem tazminatı, iş sözleşmesinin sona erdiği her durumda değil, yalnızca kanunda belirtilen özel şartlar gerçekleştiğinde ödenir. Kimler kıdem tazminatından yararlanabilir? Kıdem tazminatı; 4857 sayılı İş Kanunu, 5953 sayılı Basın İş Kanunu, 854 sayılı Deniz İş Kanunu kapsamında çalışan işçilere tanınmış bir haktır. Kıdem tazminatı almanın temel şartları nelerdir? İki temel şart aranır: İşçinin aynı işverene bağlı olarak en az 1 yıl çalışmış olması, İş sözleşmesinin, kanunda kıdem tazminatına hak kazandıran şekillerden biriyle sona ermiş olması. İşçi hangi durumlarda kıdem tazminatı alabi...