Görünürde Maliyet, Gerçekte Beklenti: Fiyatların Psikolojisi
2025 yılından 2026 yılına geçiş sürecinde bir ürünün fiyatının 300 TL’den 369 TL’ye yükselmesi, ilk bakışta basit bir piyasa güncellemesi gibi görünse de, bu %23’lük artışın arka planındaki iktisadi dinamikler derinlemesine bir sorgulamayı zorunlu kılmaktadır. Fiyat hareketlerinin meşruiyeti, genellikle maliyet artışlarıyla kurulan doğrusal bağ üzerinden ölçülür; ancak veriler incelendiğinde bu örnekteki artışın maliyet temelli bir zorunluluktan saptığı açıkça görülmektedir. Modern üretim yapılarında işçilik giderleri, otomasyon düzeyine göre farklılık gösterse de genel kabul görmüş iktisadi parametreler ışığında toplam maliyetin yaklaşık %20’sini oluşturmaktadır. Bu kabule dayanarak yapılan bir analizde, asgari ücrete yapılan %27 oranındaki zammın toplam üretim maliyetlerine yansıması yalnızca %5,4 seviyesinde kalmaktadır. Dolayısıyla, üretim sürecinin temel taşlarından biri olan işçilik maliyetlerindeki bu artışın, nihai ürün fiyatında %23’lük bir sıçramayı tek başına tetiklemesi matematiksel olarak mümkün değildir.
Bu noktada, fiyat artışının geri kalan %17,6’lık kısmının hangi gerekçelerle açıklandığı sorusu önem kazanmaktadır. Eğer enerji, hammadde, lojistik veya kira gibi diğer ana girdi kalemlerinde asgari ücret artışını çok aşan, olağanüstü bir maliyet şoku yaşanmamışsa, yapılan bu zam "maliyet itişli" bir fiyatlama olmaktan çıkmaktadır. Aksine bu durum, piyasa oyuncularının geleceğe dair enflasyon beklentilerini fiyatlara erkenden yansıtma çabası veya tüketici algısını yöneterek kar marjlarını genişletme stratejisi olarak okunmalıdır. İktisadi literatürde bu tür yaklaşımlar, gerçek maliyetlerin ötesine geçen ve piyasa psikolojisinden beslenen "fırsatçı fiyatlama" kategorisinde değerlendirilir. Sonuç olarak, maliyet yapısındaki %5,4’lük bir baskının %23’lük bir satış fiyatı artışına dönüşmesi, rasyonel bir işletme maliyeti yönetiminden ziyade, enflasyonist beklentilerin yarattığı puslu ortamdan faydalanan bir piyasa davranışına işaret etmektedir. Bu tablo, fiyat istikrarının bozulduğu dönemlerde, maliyetlerin sadece bir bahane olarak kullanılıp esasen kar maksimizasyonunun hedeflendiği bir yapının tipik bir yansımasıdır.
Toplam Maliyet Artışı: (İşçilik Payı x Asgari Ücret Artışı) + (Diğer Giderlerin Payı x Diğer Giderlerin Artışı)
Yorumlar
Yorum Gönder