Ana içeriğe atla

İşçi de İhbar Tazminatı Öder mi?

Belirsiz süreli iş sözleşmeleri, iş dünyasında yaygın olarak kullanılan bir çalışma biçimidir. Bu tür sözleşmelerin sona erdirilmesi, belli kurallara tabidir. En temel kural, sözleşmeyi feshetmek isteyen tarafın – ister işveren olsun ister işçi – karşı tarafa makul bir süre öncesinden bildirimde bulunması gerektiğidir. Bu süreye "ihbar süresi" adı verilir. Bildirimsiz bir fesih durumunda ise "ihbar tazminatı" devreye girer.

İhbar süresi, çalışanın kıdemine göre değişir. Örneğin, aynı iş yerinde altı aydan kısa süre çalışmış bir işçi için bu süre 2 hafta iken, üç yıldan uzun süre çalışan biri için 8 haftaya kadar çıkabilir. Bu süreler, 4857 sayılı İş Kanunu’nda açıkça belirtilmiştir. İşçi ya da işveren, sözleşmeyi bu süre dolmadan feshederse, diğer tarafa çalışılmayan sürenin ücretini tazminat olarak ödemek zorunda kalır.

Ancak her durumda ihbar süresine uyulması şart değildir. Kanunda sayılan haklı nedenler varsa, taraflar bildirimsiz fesih hakkını kullanabilir. Örneğin, işçinin ücretinin ödenmemesi ya da iş yerinde mobbinge maruz kalması gibi durumlar, işçiye haklı fesih hakkı verir. Aynı şekilde, işveren de işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışları nedeniyle sözleşmeyi derhal sona erdirebilir. Bu tür durumlarda ihbar süresi aranmaz ve ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü doğmaz.

Birçok kişi, ihbar tazminatını sadece işverenin işçiye ödemesi gereken bir yükümlülük olarak algılar. Oysa durum sanıldığının aksine çift yönlüdür. İşçi de işveren gibi sözleşmeyi aniden sonlandırırsa ve haklı bir nedeni yoksa, işverene ihbar tazminatı ödemek zorunda kalabilir.

Ayrıca iş sözleşmelerine deneme süresi eklenmişse, bu sürenin içinde yapılan fesihlerde ihbar süresi aranmaz. Deneme süresi genellikle iki ayla sınırlıdır ve taraflar bu dönemde sözleşmeyi herhangi bir tazminat yükümlülüğü olmadan sona erdirebilir.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yargıtay Kararlarında Uzaktan Çalışma ve Fazla Mesai Taleplerinin İspatı

Yargıtay kararlarında uzaktan çalışma kavramı doğrudan ele alınmasa da, özellikle saha çalışması yapan satış temsilcileri ve ilaç mümessilleri gibi işini işyeri dışında sürdüren çalışanlar üzerinden önemli değerlendirmeler yapılmıştır. Yargıtay'ın yaklaşımı, bir iş ilişkisinin varlığını işçinin iş görme borcunu ifa etmesi ve işverenin denetim imkanına bağlamaktadır. Bu bağlamda, uzaktan çalışan işçilerin kendi çalışma sürelerini belirledikleri hallerde fazla mesai taleplerinin kabul edilmediği görülmektedir. Zira Yargıtay, bu tür davalarda yalnızca tanık beyanlarını yeterli görmeyip, e-posta yazışmaları, bilgisayar kayıtları ve raporlar gibi somut delillerin aranması gerektiğini vurgulamıştır. Nitekim Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 2015/34907 E., 2018/15287 K. sayılı kararında, home office çalışan bir pazarlama elemanının fazla mesai ücreti talebi, işçinin işveren denetimi dışında çalıştığı ve mesai saatlerini kendisinin belirlediği gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu yaklaşım, uzakta...

Dünyada Asgari Ücretin Anatomisi: Kimin Kararı, Kimin Hakkı?

Dünyada asgari ücretin tespiti, ülkelerin ekonomik yapıları, sendikal gelenekleri ve sosyal diyalog düzeylerine göre farklılık göstermektedir. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre, 186 üye ülkenin yaklaşık yüzde 90’ında yasal veya toplu iş sözleşmeleri aracılığıyla uygulanan bir asgari ücret sistemi bulunmaktadır. Geriye kalan yüzde 10’luk kesimde ise asgari ücret sistemi bulunmamaktadır. Bu farklılık, ülkelerin sosyal devlet anlayışları, işgücü piyasası dinamikleri ve sendikal güçleriyle doğrudan ilişkilidir. Asgari ücret belirleme yöntemleri genel olarak üç temel model üzerinden şekillenmektedir. İlk yöntem, asgari ücretin doğrudan hükümet tarafından belirlenmesidir. Bu yöntemde hükümet, ekonomik göstergeleri ve sosyal dengeleri dikkate alarak tek taraflı bir karar alır. ABD, Brezilya, Hollanda, Lüksemburg, Malta, İspanya, Yeni Zelanda ve Yunanistan gibi ülkelerde bu sistem uygulanmaktadır. Hükümetin belirleyici olduğu bu modelde siyasi irade ön plandadır ve karar süre...

Kıdem Tazminatı Nedir? Kimler Yararlanabilir? (Soru–Cevap Rehberi)

Kıdem tazminatı nedir? Kıdem tazminatı, bir işçinin aynı işverene bağlı olarak belirli bir süre çalışmasının ardından iş sözleşmesinin sona ermesi durumunda; işyerine yaptığı katkılar, çalışma süresince yaşadığı yıpranma ve yeni iş bulma sürecinde karşılaşabileceği zorluklar dikkate alınarak işveren tarafından ödenen toplu paradır. Her işten ayrılan kıdem tazminatı alabilir mi? Hayır. Kıdem tazminatı, iş sözleşmesinin sona erdiği her durumda değil, yalnızca kanunda belirtilen özel şartlar gerçekleştiğinde ödenir. Kimler kıdem tazminatından yararlanabilir? Kıdem tazminatı; 4857 sayılı İş Kanunu, 5953 sayılı Basın İş Kanunu, 854 sayılı Deniz İş Kanunu kapsamında çalışan işçilere tanınmış bir haktır. Kıdem tazminatı almanın temel şartları nelerdir? İki temel şart aranır: İşçinin aynı işverene bağlı olarak en az 1 yıl çalışmış olması, İş sözleşmesinin, kanunda kıdem tazminatına hak kazandıran şekillerden biriyle sona ermiş olması. İşçi hangi durumlarda kıdem tazminatı alabi...