Sosyal Güvenlik Sisteminin Asıl Sorunu Emekli Sayısı Değil, Çalışan Azlığı
Türkiye’de emekli aylıklarının düşüklüğü uzun süredir kamuoyunda tartışılan, ancak çoğu zaman yanlış gerekçelerle açıklanan yapısal bir sorundur. Bu tartışmalarda en sık dile getirilen iddia, emekli sayısının fazla olduğu ve bu nedenle sistemin emeklilere yeterli gelir sağlayamadığı yönündedir. Oysa bu yaklaşım, meseleyi sayısal bir indirgemeyle ele almakta ve asıl nedenleri görünmez kılmaktadır. Türkiye’de emekli–aktif sigortalı oranı, iddia edildiği gibi olağan dışı değildir; Avrupa Birliği ortalamalarına yakın seyreden bu oran, sorunun kaynağının emekli sayısı değil, sosyal güvenlik sisteminin finansman kapasitesi olduğunu açıkça göstermektedir.
Emekli aylıklarının düşük olmasının temelinde, emekliler için ayrılan kamu kaynağının yetersizliği yer almaktadır. Sosyal güvenlik sisteminin gelirleri, büyük ölçüde çalışanların ödediği primlere dayanmaktadır. Ancak bu primlerin hem miktarı hem de tabanı, Türkiye’deki ücret düzeyi ve istihdam yapısı nedeniyle sınırlı kalmaktadır. Genel ücret seviyelerinin düşüklüğü, çalışanların prim matrahını daraltmakta; bu durum yalnızca bugünkü emeklilerin aylıklarını değil, gelecekte emekli olacak kesimlerin gelirlerini de doğrudan etkilemektedir. Düşük ücret politikaları sürdürüldükçe, emekli maaşlarının kalıcı biçimde yükselmesi mümkün görünmemektedir.
Sorunun bir diğer belirleyici boyutu kayıt dışı istihdamdır. Kayıt dışı çalışan milyonlarca kişi, sosyal güvenlik sistemine prim ödemediği için sistemin gelir tarafı zayıflamakta, yük ise kayıtlı çalışanlar ve emekliler üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu durum, hem aktif sigortalı–emekli dengesini bozmakta hem de emeklilere ayrılabilecek kaynakların azalmasına yol açmaktadır. Kayıt dışılıkla etkin bir şekilde mücadele edilmeden, emekli aylıklarının artırılmasına yönelik atılacak adımların geçici ve sınırlı kalacağı açıktır.
Buna ek olarak, Türkiye’de istihdam oranlarının düşüklüğü de emekli maaşlarının seviyesini belirleyen kritik faktörlerden biridir. Çalışabilir nüfusun önemli bir bölümünün işgücü piyasası dışında kalması, sosyal güvenlik sisteminin prim gelirlerini sınırlamakta ve kamu bütçesi üzerindeki baskıyı artırmaktadır. İstihdamın nicelik ve nitelik olarak güçlendirilmesi, yalnızca ekonomik büyüme açısından değil, emeklilik sisteminin sürdürülebilirliği açısından da zorunluluktur.
Sonuç olarak, Türkiye’de emekli aylıklarının düşüklüğünü emekli sayısına bağlayan söylemler, sorunu basitleştiren ve gerçek çözüm alanlarını perdeleyen bir işlev görmektedir. Asıl mesele; yeterli kamu kaynağının ayrılmaması, düşük ücret düzeyi, yaygın kayıt dışı istihdam ve yetersiz istihdam oranlarıdır.
Yorumlar
Yorum Gönder