İşverenin Avukatı Arabulucu Olabilir mi?

Yargıtay Kararı | İş Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk

⚖️ İş Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 29 Nisan 2026 · Esas 2026/2834, Karar 2026/4109

İş uyuşmazlıklarında dava açmadan önce arabulucuya başvurulması 2018 yılından bu yana dava şartı olarak uygulanıyor. Ancak arabuluculuk sürecinin zorunlu olması, yapılan her görüşmenin ve imzalanan her tutanağın geçerli olduğu anlamına gelmiyor. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 29 Nisan 2026 tarihli, 2026/2834 Esas ve 2026/4109 Karar sayılı kararı da bu konuda önemli bir değerlendirme ortaya koydu.

📌 Olayın Özeti
Ankara’da bir şirkette dört yıl bakım onarım teknisyeni olarak çalışan işçi, işten çıkarılmasının ardından iş mahkemesinde dava açtı. İşçi, raporlu olduğu dönemde iş yerine çağrıldığını, güvenlik odasında iş yeri avukatı tarafından istifa belgesi imzalamaya zorlandığını ve tehdit edildiğini ileri sürdü. İşveren ise işçinin kendi isteğiyle istifa ettiğini ve arabuluculuk yoluyla anlaşmaya varıldığını savundu.

Yargılama Süreci

İlk derece mahkemesi, arabuluculuk tutanağına bir yıllık hak düşürücü süreden sonra itiraz edildiği gerekçesiyle davayı reddetti. Bölge adliye mahkemesi de aynı yönde karar verince dosya Yargıtay’a taşındı.

🏛️ Yargıtay’ın Değerlendirmesi

Yargıtay, arabuluculuk tutanağının geçersizliğine ilişkin iddianın niteliğinin belirleyici olduğunu vurguladı. Arabuluculuk faaliyetinin hiç yapılmadığı veya usulüne uygun yürütülmediği ileri sürülüyorsa bir yıllık hak düşürücü sürenin uygulanamayacağını; yalnızca irade fesadı (baskı veya tehdit) nedeniyle taraf iradesinin sakatlandığı iddia ediliyorsa bu sürenin dikkate alınacağını belirtti.

Somut olayda arabulucunun aynı zamanda davalı işverenin avukatı olduğu ortaya çıktı. Her ne kadar bu durum taraflara bildirilmiş ve işçinin muvafakati alınmış olsa da Yargıtay bu muvafakatin hukuki sonucu değiştirmeyeceğine karar verdi.

📎 Arabulucunun Tarafsızlığı ve Vekillik İlişkisi

“Bir avukat, devam eden vekillik ilişkisi kapsamında işverenin hak ve menfaatlerini korumakla yükümlüyken aynı uyuşmazlıkta tarafsız arabulucu olarak görev yapamaz.”

Buradaki sorun yalnızca tarafsızlıktan şüphe edilmesi değil, arabulucunun görevini tarafsız şekilde yerine getirmesinin hukuken mümkün olmamasıdır. Tarafların bu duruma rıza göstermesi de bu sonucu değiştirmez.

👥 İşçinin Zayıf Konumu

Yargıtay ayrıca işçinin işveren karşısındaki ekonomik ve sosyal açıdan daha zayıf konumuna dikkat çekti. Tarafların eşit koşullarda kendilerini ifade edemediği bir ortamda yürütülen görüşmenin gerçek anlamda serbest bir müzakere olarak kabul edilemeyeceğini belirten Daire, arabuluculuk faaliyetinin özellikle işçi bakımından gerekli güvenceleri sağlayacak şekilde yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

⚡ Kararın Sonucu

Bu değerlendirmeler doğrultusunda Yargıtay, somut olayda arabuluculuk görüşmesinin usulüne uygun gerçekleştirilmediği sonucuna vardı. Dolayısıyla uyuşmazlığın yalnızca “bir yıllık süre geçti” gerekçesiyle reddedilmesini hukuka uygun bulmadı.

🔴 Karar, iş hukukunda zorunlu arabuluculuğun basit bir şekil şartından ibaret olmadığını gösteriyor. Arabulucunun bağımsız ve tarafsız olması, tarafların özgür iradeleriyle müzakere edebilmesi ve sürecin usulüne uygun yürütülmesi gerekiyor.

📌 Yargıtay’ın Belirleyici Yaklaşımı

Özellikle işverenin vekilliğini sürdüren bir avukatın aynı uyuşmazlıkta arabulucu olarak görev yapamayacağı yönündeki Yargıtay yaklaşımı, bundan sonraki arabuluculuk uygulamaları açısından önemli bir sınır oluşturuyor.