İstifa Dilekçesiyle Gizlenen Fesih, Mahkeme Kararıyla Ortaya Çıktı!
İstifa Dilekçesinin Gerçek İradeye Dayanmaması: İşe İade Kararı
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesinin 14 Mayıs 2026 tarihli kararı, işveren baskısıyla imzalatılan istifa dilekçelerinin hukuki sonuçları açısından dikkat çekici bir değerlendirme ortaya koydu.
Dava, bir şirketin Beylikdüzü şubesinde güvenlik görevlisi olarak çalışan işçinin Mecidiyeköy şubesinde görevlendirilmek istenmesiyle başladı. Yeni görev yerini kabul etmeyen işçiye kıdem tazminatının ödeneceği belirtilerek istifa dilekçesi imzalatıldı. İşçi ise daha sonra dilekçeyi kendi özgür iradesiyle imzalamadığını, işten çıkarılma tehdidi altında kaldığını belirterek işe iade talebinde bulundu.
İşveren, işçinin 7 bin avroluk para kaybına neden olduğunu, çalışma arkadaşları ve amirleriyle sorun yaşadığını, bu nedenle görev yerinin değiştirilmek istendiğini ve değişikliği kabul etmeyerek kendi isteğiyle ayrıldığını savundu. İlk derece mahkemesi de işçinin istifa iradesinin baskı altında alındığını yeterli delille kanıtlayamadığı gerekçesiyle davayı reddetti.
Dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi ise farklı bir değerlendirme yaptı. İşçinin duruşmadaki beyanının yanı sıra istifa dilekçesinin işyerine ait antetli kâğıda düzenlenmesini ve tanıkların işçinin işten çıkarıldığı yönündeki anlatımlarını birlikte değerlendiren mahkeme, istifanın gerçek ve özgür bir iradeye dayanmadığı sonucuna ulaştı.
Mahkeme, iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilmiş sayılmasına ve işçinin işe iadesine karar verdi. İşverenin işçiyi işe başlatmaması halinde en fazla dört aylık boşta geçen süre ücreti ile dört aylık ücret tutarında işe başlatmama tazminatı ödenmesine hükmedildi. Ayrıca somut olayın hukuki sonuçlarına göre kıdem ve ihbar tazminatı bakımından da sorumluluk doğabileceği belirtildi.
Kararın temel mesajı ise açık: İşçinin imzaladığı istifa dilekçesi tek başına belirleyici değil. Mahkeme, istifanın hangi koşullarda gerçekleştiğine ve işçinin gerçek iradesine bakıyor. Somut olayda da belgeler ve tanık anlatımları birlikte değerlendirilerek gerçek fesih iradesinin işverene ait olduğu kabul edildi. Karar temyize kapalı olarak kesinleşti.