Kölelik Bitti mi, Biçim mi Değiştirdi?

Kölelik 4.0

Kölelik 4.0

İnsanlık tarihine çalışma hayatı üzerinden eleştirel bir bakış

İnsanlık tarihine çalışma hayatı üzerinden baktığımızda, emeğin üzerindeki tahakkümün ortadan kalkmaktan çok biçim değiştirdiği söylenebilir. Elbette tarihsel kölelik ile modern ücretli emeği aynı kefeye koymak mümkün değildir; kölelik, insanın doğrudan mülkiyet konusu olduğu ve özgürlüğünün hukuken yok sayıldığı bir sistemdi. Ancak ekonomik ilişkilerin dönüşümünü metaforik olarak düşündüğümüzde dört farklı aşamadan söz edebiliriz: Kölelik 1.0’da insanın bedeni ve emeği doğrudan başkasının mülkiyetindeydi; Kölelik 2.0’da insan hukuken özgürleşti fakat yaşamını sürdürebilmek için emeğini piyasada satmak zorunda kaldı; Kölelik 3.0’da Sanayi Devrimi ile birlikte yalnızca emek değil, insanın zamanı, bedeni ve üretim temposu da sistematik biçimde disipline edildi; Kölelik 4.0’da ise tahakküm giderek görünmezleşerek algoritmalar, performans ölçümleri, dijital takip, sürekli erişilebilirlik ve ekonomik güvencesizlik üzerinden şekillenmeye başladı. Bugün insanı satın almıyoruz, emeğini belirli bir süre için kiralıyoruz; fakat kira, kredi, faturalar, çocukların ihtiyaçları ve işsizlik korkusu gibi ekonomik zorunluluklar, hukuken özgür olan insanın çalışma kararlarını ciddi biçimde sınırlandırabiliyor. Teknoloji üretkenliği ve verimliliği olağanüstü artırırken, insanın bu verimlilikten daha fazla boş zaman, güvence ve refah elde edememesi üzerinde ayrıca düşünmek gerekiyor. Çünkü mesele insanın çalışması değil; çalıştığı halde neden ekonomik olarak özgürleşemediği. Marx’ın emek ve yabancılaşma tartışmalarından Weber’in disiplin ve rasyonelleşme analizlerine, Taylorist üretim anlayışından günümüzün algoritmik yönetimine kadar farklı teorik yaklaşımlar, emeğin nasıl daha ölçülebilir ve denetlenebilir hale geldiğini anlamamıza yardımcı oluyor. Bu nedenle “Kölelik 4.0”ı tarihsel köleliğin günümüzdeki devamı olarak değil, emeğin üzerindeki tahakküm biçimlerinin dönüşümünü anlatan eleştirel bir metafor olarak kullanıyorum. Çünkü benim asıl sorum şu: İnsan hukuken özgür olabilir; peki ekonomik olarak özgür değilse bu özgürlüğün ne kadarı gerçektir? İnsan emeğini kiralayabilir; bunda sorun yok. Sorun, emeğini kiraladığı halde kendi hayatının sahibi olamayacak hale gelmesi. Belki de geleceğin en önemli sorusu budur: Teknoloji insanı çalışmaktan özgürleştirecek mi, yoksa insanı daha verimli çalıştırmanın yeni yollarını mı üretecek? İşte buna bir isim vereceksek, ben buna Kölelik 4.0 diyorum.