Diploma ile İş Arasındaki Mesafe Büyüyor!
Diploma sayısı arttı,
alan uyumu gerilemeye devam ediyor
TÜİK'in 2025 verileri, Türkiye'de yükseköğretim ile iş gücü piyasası arasındaki ilişkinin hem güçlü hem de kırılgan yönlerini aynı anda ortaya koyuyor.
İstihdam ve alan uyumu
Mezuniyet sonrası istihdama katılım güçlü görünse de, eğitim alanıyla iş arasındaki uyum aynı ölçüde güçlü değil.
Lisans mezunlarında kayıtlı istihdam oranı %73,9, ön lisans mezunlarında ise %65,7 olarak gerçekleşti. Geçen yıla göre her iki grupta da gerileme yaşandı.
İlk iş bulma süresi lisans mezunlarında ortalama 14,4 ay, ön lisans mezunlarında ise 15,9 ay oldu. Sağlık ve bazı mühendislik alanlarında bu süre birkaç aya kadar inerken, bazı sosyal bilimlerde iki yılın üzerine çıkabiliyor.
Tıp, Diş Hekimliği, Eczacılık, Hemşirelik, Ebelik, Pilotaj ve bazı mühendislik bölümleri hem en yüksek istihdam oranına hem de en kısa iş bulma süresine sahip alanlar arasında yer alıyor.
Alan uyumsuzluğu: Ücretli çalışan mezunların yalnızca %56,1'i (lisans) ve %51,0'i (ön lisans) eğitim aldığı alanla uyumlu bir işte çalışıyor.
- %56,1 — Lisans mezunlarında alanla uyumlu istihdam
- %51,0 — Ön lisans mezunlarında alanla uyumlu istihdam
Lisans
Eğitim aldığı alanla uyumlu bir işte çalışan ücretli mezun oranı.
Ön lisans
Eğitim aldığı alanla uyumlu bir işte çalışan ücretli mezun oranı.
Başka bir ifadeyle, yaklaşık her iki mezundan biri kendi alanı dışında istihdam ediliyor.
Üniversiteleşmenin hızı
Eğitim istatistikleriyle birlikte değerlendirildiğinde tablo daha da dikkat çekici hale geliyor.
25-34 yaş grubunda yükseköğretim mezunu oranı 2008'de %13,5 iken 2025'te %45,6'ya yükseldi — yaklaşık 3,4 katlık bir artış.
Genç işsizliği
Gençler arasındaki işsizlik oranı.
Ne eğitim ne istihdam
Ne eğitimde ne istihdamda olan genç oranı (NEET).
Veriler, üniversiteleşmenin nicelik olarak hızla arttığını; ancak iş gücü piyasasının aynı hızda nitelikli istihdam üretemediğini gösteriyor. Sorun yalnızca işsizlik değil; mezun sayısı ile sektörlerin ihtiyaç duyduğu insan kaynağı arasındaki uyumsuzluk da belirginleşmiş durumda.
Buna karşın sağlık, mühendislik ve bilişim gibi alanlarda mezunlar hem daha hızlı iş buluyor hem de daha yüksek istihdam oranlarına ulaşıyor.
Dolayısıyla TÜİK verileri, "üniversite okumak gereksizdir" veya "her üniversite mezunu rahat iş bulur" gibi iki uç görüşü de desteklemiyor; belirleyici olanın bölüm tercihi, beceri düzeyi ve iş gücü piyasasının talep yapısı olduğunu ortaya koyuyor.