Bir Gün Çalışma, İki Ayrı Ücret Olur mu? Yargıtay Noktayı Koydu
Çalışma Hayatında İşçilerin Hakları, Mesai Saatleri ve Hafta Tatili Ücreti
Çalışma hayatında işçilerin hakları, mesai saatleri ve tatil günlerinde yapılan çalışmaların nasıl ücretlendirileceği konuları her zaman büyük bir önem taşımıştır. Son dönemde Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından verilen 18 Şubat 2026 tarihli ve 2025/10180 Esas, 2026/1424 Karar sayılı karar, hafta tatilinde çalışan binlerce işçiyi ve işvereni yakından ilgilendiren kritik bir düzenlemeyi gündeme taşıdı. Bu karar, özellikle hafta tatilinde yapılan çalışmaların fazla mesai hesaplarına nasıl yansıtılması gerektiği konusunda önemli bir hukuki kuralı netleştirdi.
Olayın geçmişine bakıldığında, dava konusu uyuşmazlığın yıllarca aynı işyerinde kaynak ustalığı ve servis şoförlüğü gibi görevlerde çalışan bir işçinin açtığı işçilik alacakları davasına dayandığı görülmektedir. 16 Mayıs 2010 tarihinde işe başlayan işçinin sözleşmesi 6 Ekim 2016 tarihinde sona ermiştir. İşçi, sözleşmesinin haksız yere feshedildiğini öne sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili ücretinin kendisine ödenmesini talep etmiştir. İşveren ise işçinin işe gelmediğini savunarak iddiaları reddetmiş ve iş sözleşmesinin haklı nedenle bittiğini ileri sürmüştür.
Adana 13. İş Mahkemesinde görülen dava daha sonra Adana Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesine taşınmış, oradan da temyiz yoluyla Yargıtay önüne gelmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi dosyayı incelediğinde, yerel mahkemelerin hesaplama yönteminde önemli bir hata yaptığını fark etmiştir. Dosya kapsamındaki bilgilere göre işçinin haftanın yedi günü hiç ara vermeden çalıştığı, yani kanunen dinlenmesi gereken hafta tatili günlerinde de iş başı yaptığı kabul edilmiştir.
Bu noktada Türk iş hukukunda hafta tatili kavramının ne anlama geldiğini hatırlamak gerekir. Kanunlarımıza göre belirli çalışma şartlarını sağlayan bir işçiye haftada kesintisiz en az yirmi dört saat dinlenme hakkı tanınmaktadır. İşçi o gün hiç çalışmasa bile, eğer kanuni şartları taşıyorsa hafta tatili dolayısıyla bir günlük yasal ücretini hak eder. Ancak işçi kendisine tanınan bu dinlenme gününde de işe çağrılıp çalıştırılırsa, o gün fiilen yaptığı çalışmanın ayrıca karşılığını alması gündeme gelir. Fazla çalışma ise bundan farklı bir durumdur; işçinin haftalık normal çalışma süresini aşarak yaptığı mesailer şartlar oluştuğunda fazla çalışma sayılır ve ayrıca ücretlendirilir.
Yargıtay bu uygulamayı hukuka uygun bulmamıştır. Dairenin kararına göre, aynı çalışma süresi hem hafta tatili ücreti başlığı altında hem de fazla çalışma ücreti başlığı altında mükerrer olarak yani iki kez hesaba katılamaz. Böyle bir yöntem, işçiye aynı saatlik çalışma karşılığında haksız yere iki defa ödeme yapılması sonucunu doğurur.
Bu durum kamuoyunda veya bazı çevrelerde yanlış anlaşılmaya oldukça müsaittir. Nitekim karar ilk duyulduğunda "Hafta tatilinde çalışan işçilere artık fazla mesai ödenmeyecek" şeklinde yanlış bir algı oluşmuştur. Oysa Yargıtay kesinlikle böyle bir ifade kullanmamaktadır. Kararın özü, işçinin hafta tatili hakkının ortadan kalktığını veya hafta tatilinde çalışanların hiçbir ek ücret alamayacağını söylememektedir. Aksine vurgulanan husus, aynı çalışma süresinin iki ayrı alacak kaleminde birden mükerrer şekilde kullanılamayacağıdır. Örneğin pazar günü hafta tatili olan bir işçi o gün yedi buçuk saat çalıştıysa, bu çalışmanın karşılığı elbette ödenecektir; ancak aynı yedi buçuk saat hem hafta tatili ücreti olarak verilip hem de ayrıca fazla çalışma hesabına eklenerek iki kez mükerrer ücretlendirilemez.
Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Bölge Adliye Mahkemesinin kararını bu hesap hatası nedeniyle bozmuş ve dosyanın yeniden görülmesine hükmetmiştir. Ortaya konulan temel ilke, hafta tatilinde ter döken işçinin emeğinin karşılıksız bırakılması değil, hesaplamalarda adaletsizliğe ve mükerrer ödemelere yol açılmamasıdır. Bu karar, hem çalışanların haklarını doğru bilmesi hem de işverenlerin bordro ve hesaplamaları hukuka uygun yapması açısından yol gösterici nitelik taşımaktadır.