03.02.2026 tarihli, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin E. 2025/9525, K. 2026/757 sayılı kararı, işçinin yıllık ücretli izin hakkının kullandırılması sırasında hafta tatiline denk gelen günlerin izin süresinden sayılıp sayılamayacağına ilişkindir. Karar, ilk derece mahkemesinin kesinleşmiş hükmüne karşı, uygulamadaki hukuka aykırılığın giderilmesi amacıyla kanun yararına temyiz yoluyla incelenmiştir.

Somut olayda davacı işçi, iş sözleşmesinin sona ermesinin ardından kıdem ve ihbar tazminatı ile diğer işçilik alacaklarının yanında kullanmadığı yıllık ücretli izin sürelerine ilişkin ücret alacağını da talep etmiştir. Dosya kapsamındaki izin kayıtlarını değerlendiren ilk derece mahkemesi, işçinin hak ettiği toplam 28 günlük yıllık iznini kullandığı kanaatine varmış ve bu nedenle yıllık izin ücreti talebini reddetmiştir. Karar kesinleştikten sonra, hukukun ülke genelinde doğru uygulanmasının sağlanması amacıyla dosya kanun yararına temyiz edilmiştir.

Yargıtay'ın Esas Aldığı Hüküm: Dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 56. maddesini esas alarak yıllık ücretli izin sürelerinin hesaplanmasına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunmuştur. Daire, kanun hükmü gereğince yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan ulusal bayram, genel tatil ve hafta tatili günlerinin izin süresinden sayılamayacağını vurgulamıştır.

Buna göre işveren, işçiye kullandırdığı yıllık izin süresi içerisinde yer alan hafta tatili günlerini yıllık izin hakkından mahsup edemez. Başka bir ifadeyle, yıllık izin süresine denk gelen hafta tatili günleri izin süresine eklenmeli ve işçi, hak ettiği izin günlerini eksiksiz kullanabilmelidir.

Somut Olaydaki Tespit: Yargıtay, somut olayda işçinin kullandığı belirtilen 28 günlük izin süresi içerisinde toplam dört hafta tatili gününün bulunduğunu tespit etmiştir. Bu nedenle işçiye gerçekte yalnızca 24 günlük yıllık izin kullandırıldığı, hafta tatiline denk gelen dört günün ise hukuka aykırı şekilde yıllık izin süresinden düşüldüğü sonucuna ulaşmıştır. Dolayısıyla işçinin dört günlük yıllık izin hakkını fiilen kullanmadığı kabul edilerek, bu dört güne ilişkin yıllık izin ücretine hak kazandığı değerlendirilmiştir.

Bu gerekçelerle Yargıtay, ilk derece mahkemesinin yıllık izin alacağı talebini reddeden kararını kanun yararına bozmuştur. Ancak bozma kararı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 363. maddesi kapsamında verilen kanun yararına bozma niteliğinde olduğundan, taraflar arasındaki kesinleşmiş hükmü ortadan kaldırmamış; yalnızca benzer uyuşmazlıklarda mahkemeler ve uygulayıcılar açısından yol gösterici bir içtihat oluşturmuştur.

Kararın Uygulama Açısından Önemi:

Karar, özellikle işverenlerin yıllık izin planlaması ve izin kayıtlarının düzenlenmesi bakımından önem taşımaktadır. Buna göre işverenler, yıllık ücretli izin kullandırırken izin dönemine denk gelen hafta tatili günlerini yıllık izin hakkından düşemeyecek; aksi uygulama hâlinde iş sözleşmesinin sona ermesi üzerine işçi, kullandırılmayan bu günlere ilişkin yıllık izin ücretini talep edebilecektir.